İçeriğe geç
Tüm yayınlar

Rehberler

Primetax Guide: Türkiye’de QDMTT beyanı, ödeme sorumluluğu ve grup içi paylaşım anlaşması

Bu Guide, Türkiye’de birden fazla bağlı işletmesi bulunan çok uluslu işletme gruplarında yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin beyanı, ödenmesi ve grup içindeki ekonomik paylaşımını ele almaktadır. KVK Ek md. 9 ve Ek md. 10 kapsamındaki mükellefiyet yapısını, yerel ATV’nin tek bir Türk bağlı işletmesi tarafından beyan edilip ödenebilmesini ve verginin tamamen ödenmemesi halinde devam eden müşterek ve müteselsil sorumluluğu açıklamaktadır. Guide ayrıca QDMTT paylaşım anlaşmasının hangi durumlarda gerekli bir yönetişim aracına dönüştüğünü, anlaşmanın vergi idaresine karşı kanuni sorumluluğu değiştiremeyeceğini ve grup içi paylaşım anahtarının nasıl oluşturulabileceğini değerlendirmektedir. Fonlama, düzeltme, iade, faiz ve cezaların dağılımı ile kurumlar vergisi, KDV, stopaj, transfer fiyatlandırması, damga vergisi, muhasebe ve şirket menfaati boyutları da uygulamaya dönük bir çerçevede ele alınmaktadır.

Primetax Guide: Türkiye’de QDMTT beyanı, ödeme sorumluluğu ve grup içi paylaşım anlaşması

1. Rehberin amacı ve kapsamı

Türkiye’nin yerel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi, OECD Pillar Two/GloBE sistemi kapsamındaki çok uluslu işletme gruplarının Türkiye’deki ülkesel efektif vergi oranını %15’e tamamlamayı amaçlamaktadır. Uygulama, nihai ana işletmenin konsolide finansal tablolarındaki yıllık hasılatı önceki dört hesap döneminin en az ikisinde EUR 750 milyon karşılığı Türk lirasını aşan grupları kapsamaktadır.

Yerel ATV şirket bazında değil, Türkiye’deki bağlı işletmelerin sonuçları birlikte dikkate alınarak ülkesel bazda hesaplanır. Buna karşılık verginin mükellefleri Türkiye’de yerleşik bağlı işletmeler ile iş ortaklıklarıdır. Ülkesel hesaplama ile şirket bazındaki mükellefiyetin aynı yapıda buluşması, verginin kim tarafından beyan edilip ödeneceği ve ekonomik yükün hangi şirkette kalacağı sorularını ortaya çıkarmaktadır.

Bu Guide’ın konusu QDMTT hesaplama metodolojisinin bütün teknik ayrıntıları değildir. Odak, Türkiye’de birden fazla mükellefin bulunduğu yapılarda beyan ve ödeme sürecinin yönetilmesi, şirketler arasındaki iç ilişkinin kurulması ve bu ilişkinin vergi ve şirketler hukuku bakımından savunulabilir hale getirilmesidir.

2. Kanuni beyan ve ödeme çerçevesi

KVK Ek md. 9 uyarınca yerel ATV’nin mükellefi, kapsama giren çok uluslu işletme grubuna bağlı Türkiye’de yerleşik bağlı işletmeler ve iş ortaklıklarıdır. Kanun, Türkiye’deki grup şirketlerini tek bir mükellef haline getirmemekte ve hukuki bir vergi konsolidasyonu oluşturmamaktadır. Her bağlı işletmenin mükellef sıfatı devam etmektedir.

KVK Ek md. 10/5 ise uygulamayı kolaylaştıran merkezi bir beyan ve ödeme imkanı tanımaktadır. Türkiye’de yerleşik grup mükelleflerinden herhangi birinin ülkesel bazda hesaplanan yerel ATV’nin tamamını kendi adına beyan edip ödemesi halinde, diğer mükelleflerin bu verginin beyanı ve ödenmesine ilişkin sorumlulukları ortadan kalkar. Uygulama Genel Tebliği, beyan yükümlülüğünün Türkiye’deki grup üyesi bağlı işletmelerden biri yetkilendirilerek yerine getirilmesini öngörmektedir.

Bu düzenleme, yerel ATV’nin mutlaka tek bir şirket tarafından ödeneceği anlamına gelmez. Kanun, verginin tamamının bir grup şirketi tarafından beyan edilip ödenmesine imkan vermektedir. Merkezi beyan ve ödeme yönteminin tercih edilmesi halinde ise yetkilendirilen şirketin rolü, yetkinin kapsamı ve diğer şirketlerle arasındaki iç ilişki önceden belirlenmelidir.

Verginin tamamen ödenmemesi halinde aynı çok uluslu işletme grubuna bağlı Türkiye’deki mükelleflerin verginin ödenmesine ilişkin müşterek ve müteselsil sorumluluğu devam eder. Grup içi bir anlaşma bu sorumluluğu vergi idaresine karşı sınırlandıramaz. Anlaşmada yalnızca belirli bir şirketin sorumlu olduğunun yazılması, diğer mükelleflerin kanundan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Yerel ATV, genel kural olarak hesap döneminin kapandığı ayı izleyen on ikinci ay içinde beyan edilip ödenir. Merkezi ödeme modelinde fonlama ve şirket içi onay sürecinin bu tarihten önce tamamlanması gerekir. Hesaplamanın son günlerde kesinleşmesi, yetkilendirilen şirket üzerinde önemli bir likidite riski yaratabileceğinden ödeme süreci yalnızca vergi takvimi üzerinden yönetilemez.

OECD’nin resmi Central Record’unda Türkiye’nin 5520 sayılı KVK’nın Beşinci Kısmında yer alan yerel ATV düzenlemesi, 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren nitelikli bir DMTT olarak gösterilmekte ve QDMTT Safe Harbour sütununda “Yes” ifadesi yer almaktadır. OECD’nin interaktif Central Record sayfası bu kayıtları 1 Mayıs 2026 itibarıyla sunmaktadır. 11511 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı da güvenli liman ve nitelikli yerel ATV uygulanan ülkeleri Türk mevzuatı bakımından belirlemiştir. Bu statü, Türkiye’de yerel ATV’nin ortadan kalktığı anlamına gelmez. Esas etkisi, gerekli koşullar ve dönemsel seçim sağlandığında, Türkiye’de hesaplanan verginin diğer ülkelerde IIR veya UTPR kapsamında yeniden hesaplanmasını önleyen kural sıralamasında ortaya çıkar.

Yerel ATV beyannamesini veren Türk bağlı işletme ile Küresel ATV Bilgi Beyannamesini merkezi olarak veren grup işletmesi aynı kişi olmak zorunda değildir. Paylaşım anlaşmasında yerel beyan ve ödeme rolü ile GloBE bilgi raporlaması rolünün birbirine karıştırılmaması gerekir.

3. Paylaşım anlaşmasına ne zaman ihtiyaç duyulur?

QDMTT paylaşım anlaşması Türk vergi mevzuatında öngörülmüş zorunlu bir sözleşme değildir. Kanun, grup şirketlerinin yerel ATV’yi kendi aralarında hangi anahtarla paylaşacağını veya merkezi ödemeyi yapan şirketin diğer işletmelere nasıl rücu edeceğini düzenlememektedir.

Buna karşılık Türkiye’de birden fazla bağlı işletmenin bulunduğu ve verginin tek bir şirket tarafından beyan edilip ödeneceği yapılarda yazılı bir çerçeve önemli hale gelir. Yetkilendirilen şirketin grubun tamamına ait vergi için nakit sağlaması, diğer şirketlerin verilerine dayanması ve sonradan ortaya çıkabilecek düzeltme veya inceleme riskini üstlenmesi, grup içindeki hak ve yükümlülüklerin önceden belirlenmesini gerektirir.

Türkiye’de tek bir bağlı işletmenin bulunduğu, merkezi ödeme yönteminin kullanılmadığı veya öngörülebilir dönemde yerel ATV doğmasının beklenmediği yapılarda kapsamlı bir sözleşmeye ihtiyaç bulunmayabilir. Bu durumlarda yönetim organı kararı, kısa bir iç protokol veya mevcut grup vergi paylaşım politikasına yapılacak ek düzenleme yeterli olabilir.

Birden fazla Türk şirketinin, farklı ortaklık oranlarının, iş ortaklıklarının veya azınlık pay sahiplerinin bulunduğu yapılarda ise yazılı anlaşmanın önemi artar. Benzer şekilde vergi yükünün yüksek olması, şirketlerin likidite profillerinin farklılaşması, teşviklerden yalnızca belirli şirketlerin yararlanması veya yıl içinde grup yapısında değişiklik beklenmesi daha ayrıntılı bir düzenlemeyi gerekli kılabilir.

En işlevsel yapı, temel ilkeleri içeren bir ana anlaşmanın her hesap döneminde hazırlanacak yıllık paylaşım ekiyle tamamlanmasıdır. Böylece taraflar, sorumluluk ve yönetişim hükümlerini her yıl yeniden müzakere etmeden hesaplama tutarını, kullanılan dağıtım anahtarını, ödeme tarihini ve dönemsel düzeltmeleri yıllık ek üzerinden güncelleyebilir.

4. Anlaşmanın hukuki işlevi ve sınırları

Paylaşım anlaşmasının temel işlevi kanuni vergi borcunu yeniden tanımlamak değil, grup şirketleri arasındaki ekonomik yükü ve rücu ilişkisini düzenlemektir. Anlaşma, hangi şirketin yerel ATV beyannamesini vereceğini, ödemenin nasıl fonlanacağını, diğer şirketlerin hangi tutarları karşılayacağını ve sonradan doğacak farkların nasıl paylaştırılacağını belirleyebilir.

VUK md. 8/3 uyarınca mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna ilişkin özel sözleşmeler vergi dairelerini bağlamaz. Bu nedenle anlaşma, KVK Ek md. 9’da sayılan mükellefleri değiştiremez, KVK Ek md. 10/5’teki müşterek ve müteselsil sorumluluğu daraltamaz ve vergi idaresinin kanuni mükelleflerden herhangi birine başvurma imkanını engelleyemez.

Anlaşmada “yalnızca ödeme yapan şirket verginin mükellefidir” veya “diğer tarafların vergi idaresine karşı hiçbir sorumluluğu bulunmaz” şeklinde bir hükme yer verilmesi kanuni yapıyla uyumlu olmaz. Doğru yaklaşım, kanuni sorumluluğun saklı tutulması ve taraflar arasındaki iç rücu mekanizmasının açıkça düzenlenmesidir.

Benzer şekilde vergi, faiz ve cezalar bakımından grup içi sorumluluk sınırlandırılabilir ancak bu sınırlama yalnızca taraflar arasında sonuç doğurur. Vergi idaresine ödeme yapan şirket, anlaşmada belirlenen koşullar çerçevesinde diğer taraflara rücu edebilir. Rücu hakkının kapsamı, ödeme süresi, mahsup imkanı ve uyuşmazlık mekanizması açık değilse anlaşma merkezi ödeme sorununu çözmek yerine yeni bir grup içi alacak sorununa dönüştürebilir.

5. Paylaşım anahtarının belirlenmesi

Türk mevzuatı yerel ATV’nin grup şirketleri arasındaki ekonomik paylaşımı için zorunlu bir dağıtım anahtarı belirlememektedir. Bu nedenle seçilecek yöntem, verginin ülkesel bazda hesaplanma mantığıyla, her şirketin ekonomik konumuyla ve şirket menfaati ilkesiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Pozitif GloBE kazancını esas alan yöntem, her şirketin Türkiye toplam pozitif GloBE kazancı içindeki payına göre dağıtım yapılmasını sağlar. Bu yöntem hesaplanabilir, denetlenebilir ve GloBE verileriyle ilişkilidir. Buna karşılık yüksek GloBE kazancı elde etmekle birlikte yüksek oranda kapsanan vergi ödeyen bir şirketin, ülke ETR’sini düşürmediği halde verginin önemli bölümünü taşımasına yol açabilir.

Nedensellik esaslı yöntemde yerel ATV yükü, ülkesel efektif vergi oranının %15’in altında kalmasına hangi işletmenin ve hangi vergi unsurunun ne ölçüde katkıda bulunduğu dikkate alınarak dağıtılır. Teşvik, kalıcı fark, ertelenmiş vergi düzeltmesi veya düşük vergili belirli bir kazanç nedeniyle oluşan farkın ilgili şirkete yöneltilmesi ekonomik açıdan daha hassas bir sonuç verebilir. Ancak bu yöntem daha fazla hesaplama, veri ve değerlendirme gerektirir.

Hibrit yöntem, pozitif GloBE kazancını temel dağıtım anahtarı olarak kullanırken belirli şirketlere açıkça atfedilebilen teşvik, geçmiş dönem düzeltmesi, veri hatası veya ek cari dönem vergisini ayrıca dikkate alır. Çok şirketli yapılarda en dengeli sonuç çoğu zaman bu yöntemle elde edilir. Bununla birlikte hibrit yöntemin hangi unsurları içerdiği ve düzeltmelerin hangi sırayla uygulandığı önceden belirlenmelidir.

Örneğin Türkiye’deki üç bağlı işletmenin pozitif GloBE kazançlarının sırasıyla 60 milyon TL, 30 milyon TL ve 10 milyon TL, ülkesel yerel ATV’nin ise 10 milyon TL olduğu bir durumda yalnızca GloBE kazancı esas alınırsa ekonomik yük 6 milyon TL, 3 milyon TL ve 1 milyon TL olarak dağılır. Ancak ülke ETR’sindeki düşüşün ağırlıklı olarak ikinci şirketin yararlandığı bir teşvikten kaynaklanması halinde nedensellik veya hibrit yöntem farklı bir dağılım ortaya çıkarabilir. Bu örnek, GloBE kazancı anahtarının kullanılabilir olduğunu ancak tek kanuni yöntem olmadığını göstermektedir.

Dağıtım yöntemi vergi sonucu görüldükten sonra belirli bir şirketi koruyacak şekilde değiştirilmemelidir. Politikanın hesap dönemi başında veya en geç vergi yükü önemli ölçüde belirginleşmeden önce kabul edilmesi, dönemler arasında tutarlı uygulanması ve yıllık gerçekleme hesabına tabi tutulması daha savunulabilir bir yapı oluşturur.

6. Vergi ve muhasebe boyutu

Yerel ATV, KVK kapsamında hesaplanan bir kurumlar vergisidir. Bu nedenle verginin kendisi KVK md. 11/1-d çerçevesinde kurum kazancının tespitinde indirilecek gider olarak dikkate alınamaz. Verginin grup içinde yansıtılması, altta yatan vergi yükünü kendiliğinden indirilebilir bir faaliyet giderine dönüştürmez.

Merkezi ödemeyi yapan şirketin diğer grup şirketlerinden tahsil ettiği tutarların ve diğer şirketlerin yaptığı ödemelerin muhasebe ve vergi niteliği, anlaşmanın içeriğine ve işlemin gerçek mahiyetine göre belirlenir. Ödemenin doğrudan bilanço hesaplarında bir alacak ve borç ilişkisi olarak izlenmesi ile hizmet geliri ve gideri olarak kaydedilmesi aynı sonucu doğurmaz. Muhasebe politikası, sözleşme metni ve fiili ödeme akışı birbiriyle uyumlu olmalıdır.

Saf bir vergi maliyeti paylaşımında, herhangi bir mal teslimi veya hizmet ifası bulunmaması ve tutarın üzerine kâr marjı eklenmemesi halinde işlemin KDV’nin konusuna girmediği yönünde değerlendirme yapılabilir. Bununla birlikte QDMTT yansıtmasına özgü açık bir KDV istisnası bulunmamaktadır. Ödeme aynı zamanda hesaplama, yönetim veya finansman hizmetinin karşılığını içeriyorsa ya da bir kâr marjıyla yapılıyorsa KDV sonucu değişebilir. Bu nedenle anlaşmada “her durumda KDV doğmaz” şeklinde kategorik bir hüküm yerine işlemin gerçek mahiyetini esas alan bir düzenleme daha güvenošlidir.

Türkiye’deki şirketler arasındaki saf vergi maliyeti paylaşımı, niteliği itibarıyla kanunda sayılan bir tevkifat ödemesi değildir. Ancak yansıtmanın faiz, hizmet bedeli, lisans ödemesi veya sınır ötesi bir ödeme niteliği kazanması halinde stopaj yükümlülüğü ayrıca değerlendirilir.

Grup şirketleri arasındaki ödeme KVK md. 13 bakımından ilişkili kişi işlemidir. Kullanılan paylaşım anahtarının, varsa hizmet veya finansman unsurunun ve ödeme koşullarının emsallere uygunluk ilkesi çerçevesinde açıklanabilir olması gerekir. Ekonomik bir gerekçe olmaksızın bir şirketin diğer şirketlere ait yükü üstlenmesi, gider indirimi ve transfer fiyatlandırması bakımından risk yaratabilir.

Paylaşım anlaşmasının damga vergisi boyutu ayrıca dikkate alınmalıdır. Anlaşmanın düzenlendiği anda belirli bir parasal tutarı içermesi veya ekleri ve hesaplama hükümleri üzerinden tutarın belirlenebilir olması, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu kapsamında nispi damga vergisi riski doğurabilir. Ana anlaşmada yalnızca yöntem belirlenmesi ve parasal tutarların yıllık eklerde gösterilmesi de her bir kâğıdın kendi mahiyeti ve içerdiği belli para bakımından ayrı inceleme yapılması gereğini ortadan kaldırmaz.

Merkezi ödemeyi yapan şirketin önceden fonlanması veya diğer şirketlerin paylarını daha sonra ödemesi ayrıca finansman ilişkisi yaratabilir. Uzun vadeli, faizsiz veya olağan ticari koşullardan farklı bakiyeler transfer fiyatlandırması, KDV, finansman gider kısıtlaması ve örtülü sermaye bakımından ayrı sonuçlar doğurabilir. Fonlama koşulları vergi paylaşımından ayrıştırılarak düzenlenmelidir.

TFRS uygulayan işletmeler bakımından TMS 12’nin İkinci Sütun gelir vergilerine ilişkin geçici ertelenmiş vergi istisnası ve açıklama hükümleri de dikkate alınır. Yerel ATV gideri ile grup içi alacak ve borçların finansal tablolarda sunumu, şirketin uyguladığı finansal raporlama çerçevesine göre belirlenir. Vergi kayıtları ile TFRS veya diğer finansal raporlama kayıtlarının aynı sonucu vermesi zorunlu olmadığından mutabakat mekanizması kurulması gerekir.

7. Şirketler hukuku ve karar alma süreci

QDMTT ülkesel bazda hesaplanmakla birlikte Türkiye’deki her şirket ayrı bir tüzel kişidir. Bir grup şirketinin diğer şirketlere ekonomik olarak ait vergi yükünü finanse etmesi veya nihai olarak üzerinde bırakması, yalnızca grup menfaatiyle açıklanamaz.

TTK md. 369 anonim şirket yönetim kurulu üyelerine, TTK md. 626 ise limited şirket müdürlerine şirket menfaatini dürüstlük kuralları çerçevesinde gözetme yükümlülüğü yüklemektedir. Bu nedenle paylaşım anahtarının ve ödeme koşullarının her şirket bakımından ticari gerekçesi bulunmalı, yönetim organı kararında işlemin şirkete etkisi açıklanmalı ve şirketin rücu hakkı korunmalıdır.

TTK md. 202 uyarınca hakim şirket, hakimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Bir bağlı şirketin ekonomik gerekçe olmaksızın grup düzeyindeki vergi yükünün orantısız bölümünü üstlenmesi veya diğer şirketleri uzun süre faizsiz finanse etmesi bağlı şirket bakımından kayıp yaratabilir. Böyle bir kaybın ilgili faaliyet yılı içinde denkleştirilmesi veya bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınması gerekebilir.

Şirketin gruba yüzde yüz oranında ait olması şirket menfaati değerlendirmesini ortadan kaldırmaz. Azınlık pay sahibinin veya iş ortaklığı ortağının bulunduğu yapılarda ise paylaşım yönteminin objektifliği, onay süreci ve bilgi hakları daha da önem kazanır.

Anlaşmanın yetkili yönetim organı tarafından onaylanması, imza yetkilerinin kontrol edilmesi ve yönetim kararında en azından seçilen paylaşım yöntemi, tahmini azami nakit etkisi, fonlama koşulları, rücu hakları ve düzeltme mekanizmasının açıklanması kurumsal savunmayı güçlendirir. Yönetim organı onayı, yöneticilerin kanuni sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ancak kararın yeterli bilgiye ve şirket menfaatine dayandığını gösteren önemli bir kayıt oluşturur.

8. Veri, kontrol ve düzeltme mekanizması

Yerel ATV hesabı yalnızca kurumlar vergisi beyannamesindeki rakamlardan oluşmaz. Finansal muhasebe net kazanç veya zararı, GloBE düzeltmeleri, kapsanan vergiler, ertelenmiş vergi hareketleri, teşvikler, çalışan maliyetleri, maddi duran varlıklar ve grup yapısına ilişkin bilgiler birlikte kullanılır. Türkiye’deki tek bir bağlı işletmenin eksik veya hatalı verisi ülkesel sonucu ve diğer şirketlerin ekonomik yükünü değiştirebilir.

Paylaşım anlaşması her şirketin sağlayacağı veri setini, verinin kaynağını, sorumlu kişiyi, teslim tarihini ve onay seviyesini belirlemelidir. Yetkilendirilen şirketin görevi diğer şirketlerin verilerini yeniden üretmek değil, üzerinde mutabık kalınan kontrol prosedürleri çerçevesinde konsolide etmek olmalıdır. Bununla birlikte iç sözleşmeyle veri sorumluluğunun dağıtılması, kanuni beyan sorumluluğuna ilişkin sonuçları vergi idaresine karşı değiştirmez.

Verginin ana tutarı ile hata veya gecikmeden kaynaklanan feri yüklerin aynı anahtarla paylaşılması zorunlu değildir. Ana vergi önceden belirlenen ekonomik dağıtım anahtarına göre paylaşılırken belirli bir şirketin geç, eksik veya yanlış veri sağlamasından doğan gecikme faizi, ceza ve danışmanlık maliyeti kusur veya nedensellik esasına göre o şirkete yöneltilebilir.

Vergi incelemesi, finansal tablo düzeltmesi, teşvik uygulamasındaki değişiklik veya yabancı bir ülkedeki IIR değerlendirmesi sonucunda yerel ATV tutarı sonradan değişebilir. Anlaşma, ek verginin nasıl fonlanacağını, iadenin hangi taraflara aktarılacağını, geçmiş dönem paylaşımının hangi yöntemle yeniden hesaplanacağını ve zaman aşımı süresince hangi hükümlerin yürürlükte kalacağını düzenlemelidir.

Yıl içinde satın alınan veya satılan şirketler bakımından giriş ve çıkış tarihi, GloBE kazancının ilgili döneme tahsisi, satış öncesi dönemlere ilişkin vergi farkları ve inceleme sonrası rücu hakları ayrıca ele alınır. Pay devir sözleşmesindeki vergi tazmin hükümleri ile QDMTT paylaşım anlaşması arasında çelişki bulunmaması gerekir.

GloBE veri setinin çalışan ücretleri ve diğer kişisel verileri içermesi halinde gizlilik, erişim yetkileri ve sınır ötesi veri aktarımı da uygulanan veri koruma mevzuatı çerçevesinde yönetilmelidir. Grup düzeyinde merkezi raporlama yapılması, Türkiye’deki şirketlerin veri güvenliği sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

9. Örnek sözleşme çerçevesi

QDMTT paylaşım anlaşması imzaya hazır standart bir model olarak değil, grubun yapısına göre uyarlanacak bir çerçeve olarak ele alınmalıdır. En uygun içerik, Türkiye’deki şirket sayısına, ortaklık oranlarına, kullanılan teşviklere, tahmini vergi yüküne, finansman yapısına ve grubun mevcut vergi paylaşım politikasına göre değişir.

Taraflar ve kapsam hükmünde anlaşmanın Türkiye’de yerleşik hangi bağlı işletmeleri, iş ortaklıklarını ve hangi hesap dönemlerini kapsadığı belirlenir. Sonradan gruba katılan veya gruptan çıkan işletmeler için katılım ve ayrılma mekanizmasına yer verilir.

Yetkilendirme hükmünde yerel ATV’nin tamamını kendi adına beyan edip ödeyecek Türk bağlı işletme gösterilir. Bu yetkinin kanuni mükellefiyeti veya diğer şirketlerin verginin tamamen ödenmemesi halinde doğabilecek sorumluluğunu değiştirmediği açıkça belirtilir. Yetkilendirilen işletmenin değiştirilmesi halinde izlenecek onay ve bildirim süreci de düzenlenir.

Hesaplama ve veri hükmünde kullanılacak muhasebe standardı, GloBE veri paketi, sorumlu fonksiyonlar, veri teslim tarihleri, kontrol prosedürleri ve hesaplamayı onaylayacak kişiler belirlenir. Yerel ATV beyannamesini veren işletme ile Küresel ATV Bilgi Beyannamesini veren işletmenin farklı olabileceği dikkate alınır.

Paylaşım ve fonlama hükmünde seçilen ekonomik dağıtım anahtarı, anahtara yapılacak özel düzeltmeler, yıllık paylaşım ekinin hazırlanması, ön fonlama, ödeme tarihi, mahsup hakkı ve geciken ödemelere ilişkin finansman koşulları düzenlenir. Vergi sonucu kesinleşmeden önce yapılacak tahmini ödemeler ile beyanname sonrasındaki gerçekleme farkları birbirinden ayrılır.

Düzeltme ve sorumluluk hükmünde vergi incelemesi, ek tahakkuk, iade ve veri hatalarının sonuçları ele alınır. Ana vergi, faiz, ceza ve dış danışmanlık maliyetlerinin aynı yöntemle paylaşılmayabileceği açıkça düzenlenir. Belirli bir tarafın kusurundan kaynaklanan tutarlar için özel rücu mekanizması oluşturulur.

Vergi ve muhasebe hükmünde ödemelerin amaçlanan hukuki niteliği, faturalama yöntemi, KDV ve stopaj değerlendirmesi, transfer fiyatlandırması dokümantasyonu ve muhasebe kayıtları belirlenir. Bu hüküm işlemin gerçek mahiyetini değiştiremeyeceğinden fiili uygulamanın sözleşmeyle uyumlu olması gerekir.

Şirketler hukuku hükmünde tarafların ayrı tüzel kişilikleri, şirket menfaati, yönetim organı onayları ve TTK md. 202 kapsamında gerekebilecek denkleştirme mekanizması dikkate alınır. Bir şirketin grup adına yaptığı ödeme nedeniyle doğan alacağının geçerli, izlenebilir ve tahsil edilebilir olması sağlanır.

Süre, sona erme ve uyuşmazlık hükmünde anlaşmanın yürürlük tarihi, geçmiş dönemlere uygulanıp uygulanmayacağı, pay devri sonrasında devam edecek hükümler, kayıt saklama süresi, uygulanacak hukuk ve uyuşmazlık çözüm yöntemi belirlenir. Vergi incelemesi ve iade süreçlerine ilişkin hükümlerin anlaşmanın sona ermesinden sonra da yürürlükte kalması gerekir.

10. Uygulama yaklaşımı ve sonuç

QDMTT paylaşım modelinin kurulması, önce Türkiye’deki bağlı işletmelerin ve iş ortaklıklarının kapsam analizinin tamamlanmasıyla başlar. Ardından ülkesel yerel ATV yükü, teşvikler ve güvenli liman seçimleri dikkate alınarak öngörülür. Merkezi beyan ve ödeme yönteminin kullanılıp kullanılmayacağı, yetkilendirilecek şirketin idari kapasitesi ve likiditesiyle birlikte değerlendirilir.

Paylaşım anahtarı belirlendikten sonra vergi, finans, muhasebe ve hukuk fonksiyonlarının sorumlulukları aynı çerçevede tanımlanır. Ana anlaşma yönetim organlarınca onaylanır ve her hesap dönemi için tutarları, tahmini fonlama ihtiyacını ve gerçekleme farklarını gösteren yıllık ek hazırlanır. Beyanname sonrasında muhasebe kayıtları, grup içi ödemeler ve nihai vergi tutarı arasında mutabakat yapılır.

QDMTT paylaşım anlaşması, kanuni bir zorunluluk veya vergi idaresine karşı koruma sağlayan özel bir statü değildir. Doğru tasarlandığında merkezi beyan ve ödemenin doğurduğu nakit, veri ve rücu risklerini yönetir, şirketler arasındaki ekonomik yükü açıklanabilir bir temele oturtur ve sonraki dönem düzeltmelerinde ortaya çıkabilecek grup içi uyuşmazlıkları azaltır.

Anlaşmanın değeri uzun ve ayrıntılı olmasından değil, kanuni mükellefiyet ile ekonomik paylaşımı doğru ayırmasından gelir. Paylaşım yöntemi, vergi ve muhasebe uygulaması, şirket menfaati, veri sorumluluğu ve düzeltme mekanizması aynı ticari mantığa dayanmadığı sürece sözleşme tek başına yeterli koruma sağlamaz.

Bu yazı, genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup herhangi bir şekilde danışmanlık hizmeti kapsamında değerlendirilmemelidir.